Mübarek gün ve geceler de cinsel ilişki

Bunda bir günah yoktur. Fakat bu vakitlerin gözetilmesi zararlı olmaz, faydalı olur. Geceyi ibadetle geçirmek daha güzel olsa gerek.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname isimli eserinde cima – cinsi münasebet-  vakitlerinden bahsederken şöyle demektedir:

Continue reading

Üç Aylar Sonrası

Üç aylar manevî ticaret bakımından çok bereketli, kazançlı ve sevaplı bir mevsimdir. Bu mevsimde yapacağımız mânevi” çalışmalar, iç âlemimizde bambaşka ufuklar açar. Ancak, bu aylarda kazanılan ruh disiplinini daha sonra da devam ettirmek gerekir. Çünkü bir sonraki üç aylara erişebileceğimiz hususunda elimizde bir senet yoktur.

Her yıl uğrayıp manevî hayatımızı nurlarla ışıklandıran üç ayları gerilerde bırakırken, Onun bizlere yaşattığı sonsuz hazları hiçbir zaman unutamayız. Kadir Gecesinde ışıl ışıl yanan caddelerde akan nur selini nasıl hatırlarımızdan çıkarabiliriz?

İftar sofralarının feyzi yıl boyunca burnumuzda tütmez mi? Sahurların bereketini unutabilir miyiz? O kudsî hatıraları elbette unutamayız. Özler, arar ve bekleriz.

Ama tabiî ki kuru bekleyiş ve özleyişle yetinmeyiz. Üç aylarda ve bilhassa Ramazan’da kazandığımız manevî disiplini yıl boyunca da devam ettirmeye çalışırız.

Mübarek geceler [Kısa bilgiler]

1 – KADİR GECESİ: Ramezân-ı şerîf ayı içinde bulunan bir gecedir. İmâm-ı Şâfi’î “rahmetullahi teâlâ aleyh” onyedinci, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe, yirmiyedinci gecesi olması çok vâkı’ olur dedi. Yirmi ile otuzuncu geceleri arasında arayınız denildi. Kur’ân-ı kerîmde medh edilen en kıymetli gecedir. Kur’ân-ı kerîm, Resûlullaha bu gece gelmeğe başladı.

Continue reading

Tesbih Namazı

Günahların afvına vesîle olan tesbih namazı 4 rek’atlı bir namazdır. Bu namazı kılabilmek için şu tesbihi ezber bilmek icap eder:

“Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym”

Tesbih namazının kılınışı:

Kalben tesbih namazı kılmaya niyet edilir. “Allâhü Ekber” diyerek namaza başlanır.

Yukarıdaki tesbih:

“Sübhâneke…” den sonra 15 kere,
Zamm-ı sureden sonra 10 kere,
Rükûda 10 kere,
Rükûdan doğrulunca 10 kere,
Secdede 10 kere,
Secdeden doğrulunca 10 kere,
İkinci secde de 10 kere,
okunur.

Böylece birinci rek’at kılınmış olur. İkinci rek’ate kalkılınca Fâtiha-i şerîfeden önce yine 15 kere, diğer yerlerde de, tarif edildiği gibi 10’ar kere okunarak 4 rek’at tamamlanır.

Tesbih namazının diğer tarafları aynen diğer namazlarda olduğu gibidir. Fark sadece okunan tesbihlerdir. İkinci rek’atte oturulduğunda, “Et-tehiyyâtü…” den sonra, “Allâhümme salli…” ve “Allâhümme bârik…”, üçüncü rek’at için ayağa kalkıldığında da “Sübhâneke…” okunacaktır.

Tesbih namazında beher rek’atte okunan tesbih adedi 75’dir. Dört rek’atte 300 tesbih okunmuş olur.

Eller, beraat için kalktı

namaz_1.jpgŞaban ayının 15. gecesine denk gelen ve Müslümanlar’ca kurtuluş gecesi sayılan Berat Gecesi’nde binlerce Müslüman bir yıllık amellerinin muhasebesini yapmak ve gelecek günlerinin daha hayırlı olması için dün geceyi ibadetle geçirdiler. Zamanı bilindiği için Berat Gecesi’ni büyük nîmet ve fırsat bilen Müslümanlar, Berat’ın gündüzünü oruçla, gecesini de ibadetle geçirerek Allah’tan af dilediler. Müslümanlar bu mübarek geceyi namaz kılarak, bol bol dua ederek, işlenen günahlar için tövbe edip halis bir şekilde, gözyaşlarıyla affedilmeyi dileyerek, kırgınlıkları unutup eş, dost, akrabaya sevgiyle, şefkatle sarılarak, ihmal edilen düşkünlere yardım elini merhametle uzatarak geçirdiler. Camilere akın eden vatandaşlar, kuraklığın son bulması için de niyazda bulundu. 

Af ve mağrifet kapılarının sonuna kadar açıldığı Berat Kandili’nde, beraatını kazanmak isteyenler camileri doldurdu. Kandili camilerde idrak etmek isteyen kadın erkek, yaşlı genç müminler, bu mübarek geceyi af, mağrifet ve İhali rahmete kavuşma vesilesi saydı.
 
Allah tevbe ve dualarımızı dergah-ı izzetinde kabul eylesin. Camilerimiz keşke kandil günleri kadar dolu, dualarımız kandillerde ettiğimiz kadar dolu dolu olsa. Allah mağfiretini üzerimizden eksik etmesin. Keşke her zaman böyle camilerimizi doldursak, bizi yaradana sürekli böyle dua etsek, her günümüzü kandil günü gibi yaşasak. İnşallah o günleri de görürüz. Rabbim dualarınızı kabul etsin, İnşallah.

Berat kandili kutlama kartı

berat_kandili_kutlama.jpg

Berat kandili kutlama kartı

Tüm islam aleminin mübarek berat kandili mübarek olsun…

Berat Gecesi Namazı nasıl kılınabilir?

namaz_1.jpgBerat Gecesi Namazı nasıl kılınır?

Berat Gecesi Namazı -I
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.

Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh’den gelen rivayete göre:
“Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: “Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala’nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala’nın mağfiretidir.
Berat Gecesi Namazı -II
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar…
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum’a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
-“Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin?

Bende
-“En iyisini, Allah ve Resulü bilir.” Dedim.

Şöyle buyurdu:
-“Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin”?
-“Olur” dedim.

Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım.

Secdesinde şöyle dediğini işittim:
“Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem…”
Sonra kendisine sordum: “Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: “Sen onları öğrenebildin mi”? Bu sorusuna karşılık: “Evet” deyince, şöyle buyurdu:
“Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.”  [Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler]

Berat Gecesi duası nasıl yapılmalı?

d_allah_s.jpgBerat Gecesi duası nasıl yapılmalı?

Berat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
“Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.”11

Berat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
“Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.”12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

Berat (gecesi) kandili nasıl geçirilmeli, ne yapmalı?

namaz_1.jpgBerat (gecesi) kandili nasıl geçirilmeli, ne yapmalı?

Berat Gecesi ibadeti

Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur’ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
“Onun için elden geldiği kadar Kur’ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ’da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs’te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid’at bile olduğunu ifade eder.

Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez. Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.

Dua; nedir, niçin yapılmalıdır?

dua_s.jpgDua çağrı demektir. Çağrılan Allah’dır. Yardıma, imdada çağrılır. Çağıran; Allah’ın yarattığı ve yaratıcısına başvurma bilinci verdiği insandır.

Allah; Mutlak varlıkdır. Varlığını inkâr etmeye imkân yoktur. Varlığı; var olmak için başkasına ihtiyacı olmayan yegâne varlıktır. İnsan kendi varlığını inkâr edemez. Böyle olunca Varlığı, dolayısı ile Allah’ı inkâr edemez.

Allah mutlak, sonsuz ve sınırsız nûr sonsuz ve sınırsız iyidir.

“Kötü”, “iyi”nin karşısında eşdeğer bir ikinci “ilke” değildir. “Kötü”nün kaynağı Allah değildir. Şu halde “kötü”nün kaynağı Allah olmadığına göre, bir de Kötülük Tanrısı mı vardır? Hayır, aslâ böyle değildir! Şu halde “kötü” Allah’ın bazı yarattıklarına irade serbestisi, seçme yeteneği vermesinden, onların da Allah’a yönelmeyip başkalarını da ayartmaya çalışmalarından, ayrıca, güçleri ölçüsünde başkalarına zarar vermelerinden doğmaktadır.

Şu halde Allah niçin şerrin, kötünün de kaynağı olabilen bu seçme yeteneğini, irade serbestîsini insana vermiştir? Vermese idi, insan kötüyü seçmez ve dolayısı ile “kötü” de var olmazdı. Nitekim “melekler”e bu yeteneği vermemiştir, melekler de O’nu sever, O’na hamdederler, O’nun verdiği görevleri yaparlar. Fakat Allah meleklerden başka bir de meleklerle eş olmasa bile benzer yapıda olan, “cinn”leri yaratmış, onlara da irade serbestîsi vermiş, “cinn”denen varlıkların reisi olan İblis ve ona bağlı olan “cinn”ler de melekler ile birlikte Allah’a yönelmeyi seçmişlerdir.

Ancak, Allah, yarattığı Kâinat’daki Arz” üzerinde yer verdiği “beşer”e, Adem öncesi insan nesline bir örnek insan göndererek onlarda ahlâkî bilinci uyandırmayı ve onlara Yeryüzü’nde “Allah’ın halîfesi” olma görevini vermeyi murad edince, İblis; “Allah’ın halîfesi” olarak yaratılan Adem’e itaat etmeyi, O’na yardımcı olmayı kabul etmedi ve bu yüzden Allah’ın yakınlığından yoksun kaldı.

Bu sebeple Adem’e ve insan cinsine kin duyarak onları ayartmaya ve kendisi gibi, Allah’ın yakınlığından onları da yoksun kılmak için uğraşmaya ahd etti. Böylece; bu ayartmalara kapılmayarak Allah’ı sevenlerin değeri ve Allah katında sevgileri büsbütün çoğaldı. “Kötü”nün temsilcisinin varlığı bile, Sevgi Nuru’nun temsilcileri olan Allah elçilerini izleyip İblis’in yolunu izlemeyenler için bir “hayır vesilesi” oldu. “Cinn” cinsinden mahlûkların tümü de İblis’e tabi olmayı sürdürmediler. Bir kısmı da Allah’ın çağırdığı yola girdiler. Allah’a iman yanında “Allah’ın halifesi”ni de sevdiler.

İblis; henüz Yeryüzü’ne gönderilmemiş olan Âdem’i ve eşini “günah” yolunda ayartmış değildir. Daha açık bir deyişle: Adem’in günahı; bizim düzeyimizde bir günah olmadığı gibi, hele “büyük günah” hiç değildir. Sadece; kendisine eş olarak yaratılan ve helâl kılınan Havvâ ile, Yeryüzü’ne gönderilmeden önce cinsî ilişkiye girme eylemidir.[1] Günah değil, mübah olan bir eylemdir, ne var ki sabretme konusunda Allah’ın emrine uyulmamıştır.

Âdem bu eyleminden dolayı büyük bir nedamet duymuş, fakat Allah O’nun tövbesini kabul etmiştir. Bugün kullandığımız takvim ile, Milâtdan önce 5594 yılının yaklaşık olarak Ekim ayı başlarında Yeryüzü’ne gönderilen Âdem, indiği Arafat tepesinin yakınındaki Mekke vadisinde, medeniyet ve tarihi başlatmış, kendisine uyan insanlarda ahlâk bilincini uyandırmış, Âdem’in kızları ve oğulları bu insanların oğulları ve kızları ile evlenerek, Âdem, kendisinden sonraki insan neslinin atası olmuştur.

 Âdem’den 1000 yıl sonra insanlık tek gerçek Tanrı (İlâh) olan Allah’ın yanında bazı bâtıl ilâhlara tapmaya başlayarak Allah’ın yolundan çıkmışlar, Tufan ile cezalandırılmışlardır.

İbrahim Peygamber’e kadar tek gerçek dînin özel bir adı yoktur. Milâtdan önceki 15. yüzyılda İbrahim Peygamber tek gerçek dîne “İslâm” adını verdi. İbrahim Peygamber’in “insanlık önderi” kılınmasından sonra oğulları İshak ve İsmail soyundan da nice elçiler geldi. İbrahim Peygamber, sevgisi ile sınandığı büyük oğlu İsmail ile birlikte, Tufan’da harap olmuş ilk gerçek din mabedi Kabe’yi yeniden inşa etti. Milâtdan önce 1300-1230 yıllarında Musa Peygamber, bin yılı geçen bir süre sonra gelen İsa Mesih; tek gerçek dinin yüce peygamberlerindendir.

Nihayet; M.S. 569 yılının 24 Mayıs gecesi; son Peygamber Muhammed (s.a.) dünyaya geldi. Son Peygamber olduğu için de O’nun tebliğ ettiği Kur’an-ı Kerîm artık bozulamayacak, sadece yorumu konusunda insanların aklı çelinebilecektir.

İşte “dua” konusundaki temel kaynağımız Son İlâhî Kitap’tır. Kur’an-ı Kerîm’dir.

***

 [1]- Kur’ân-ı Kerim’de, yasaklanan şeyin ne olduğu net olarak belirtilmemiştir. Tefsirciler arasında da farklı görüşler söz konusudur. [...]

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.